Ağzından yel alsın
Olumsuz, kötü şeylerden bahsedenlere karşı
"ağzını hayra aç" anlamında söylenir.
"Bugün kötü şeyler mi bekliyorsun? Ağzından yel alsın, o ne biçim beklenti?"
Karşılıklı kötü şeyler söyleyerek yapılan kavga.
Olumsuz, kötü şeylerden bahsedenlere karşı
"ağzını hayra aç" anlamında söylenir.
"Bugün kötü şeyler mi bekliyorsun? Ağzından yel alsın, o ne biçim beklenti?"
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bir kimse için kötü şeyler söylemek. (Gözden düşürmek amacıyla.)
Kötü bir şey, kötü bir durum, birinin gizli düzeni ve tertibiyle meydana gelmek.
"Böyle şeyler bilirim ki senin başının altından çıkar, şimdi bana doğruyu...
Durum kötü. Düzelmez de. Bıraktım ipin ucunu.
"İşlerin kötü gittiğine, düzelmeyeceğine, bu konuda da umut kalmadığına göre artık istenildiği gibi...
En kötü sanılandan daha kötü.
Kötü karşılamak, utanç verici bulmak, ayıp saymak.
Ayıp saymak, kötü karşılamak, kendisine yedirememek.
"Senin yaptığın iş adamın çok betine gitti."
Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.
Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.
Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.
Kötü...
Kötü kişinin kötü çocuğu (ya da eğittiği kötü kişi).
Başkasının düştüğü kötü duruma düşmeyeceğini söyleyerek övünmek.
"Ne demiş atalarımız, büyük lokma ye, büyük söz söyleme."
Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.
"Sakın güvenme ona, ben onun cemaziyülevvelini bilirim."
Elle yapılan işe harcanan emek.
Elle yapılan çalışmanın karşılığı.
"El emeğinin karşılığı değildir bu para."