Ağzının mührü ile
Oruçlu olarak
(Bir şey) Ağzı açılmamış olarak.
Acele olarak, hazırlanmaya zaman bulamadan.
"Palas pandıras evden çıkmak zorunda kaldık."
Oruçlu olarak
(Bir şey) Ağzı açılmamış olarak.
Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek.
"Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp...
Telâş ve acele ile, yaka paça, hazırlanmadan,"Treni kaçırırım korkusuyla apar topar evden ayrıldım."
Seyrek olarak,
"Ara sıra".
Seyrek olarak, ara sıra, zaman zaman.
Bir yeri sürekli çıkar kaynağı olarak sömürmek.
Bir yeri sürekli çıkar kaynağı olarak kullanmak, sömürmek.
"Batılılar ülkemizi arpalık yaptılar âdeta."
Seyrek olarak, zaman zaman, arada bir, ara sıra.
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
Kısa süre içinde, acele olarak.
Ayakta durarak, ayakta dikilerek.
"Gel de şu büfede ayak üstü atıştıralım biraz."
Çalışması karşılığı olarak her ay belirli para alınacak bir göreve başlamak.
Çalışmasının karşılığını gündelik ya da ücret olarak almakta iken aylık yöntemiyle...
İşi kimi zaman iyi, kimi zaman kötü olarak güçlükle, uğraşa uğraşa (yapmak).
Biriyle yakın ilişki kurarak.
"Sokak serserileriyle düşe kalka iyice bozuldu,...
Aradan epeyce bir zaman geçtikten sonra.
"Gel zaman git zaman bu ikisi beraberce yaptılar bu evi."
Gelenleri karşılamak üzere yola ya da kapı önüne çıkmak.
İleri sürülen fikrin, tutulan yolun yanlış olduğunu söylemek.
"Her fikrime karşı çıkmak zorunda mısın?"