Ağzına tat bulaşmak
Yaptığı işten yararlandığı için hep aynı işi yapıp aynı sonucu elde etmek istemek.
Tastamam, eksiksiz, tamamen, birbiriyle tıpatıp aynı.
"Noktası noktasına hatırlıyorum o kavgayı."
Yaptığı işten yararlandığı için hep aynı işi yapıp aynı sonucu elde etmek istemek.
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
"Ha öyle ha böyle, ikisi de bir; hangi yolu seçersek seçelim aynı sonuca varır" anlamında kullanılır.
Hangi yol yeğlenirse yeğlensin, aynı sonuca varıyor. Ha...
Gerçekleşmesi mümkün olmayacak işleri anlatmak için kullanılır.
"O kız, o çocukla ancak balık kavağa çıkınca evlenir."
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Aynı sonuca varmak, aynı neticeyi vermek.
"Ha sen söylemişsin ha ben, bir kapıya çıkmaz mı?"
Bir şeyin en önemli yeri, en temelli noktası.
"Meselenin can alıcı noktasına bir türlü ulaşamadık."
Hiçbir şey değişmemiş, eski durumda kalmış.
"Köy aynı, insanlar aynı, eski hamam eski tas."
Hayatta çok günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış.
"O ihtiyar mı? Feleğin çemberinden geçmiş biridir o."
Bir şeyi yapmayı düşünmek, olmasını istemek, o şeyi düşünür olmak.
"Ben de o işi yapmayı gönlümden geçirmiştim."
Daha önce denediği için o durumla karşılaşmaktan korkmak, o işe girişmekten çekinmek.
"Sebzecilik işinden gözüm yıldı, bir daha bu işe girişeceğimi sanmıyorum."
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"