Adı sanı belirsiz
Ne olduğunu, nerede olduğunu bilen yok.
Gerçek yüzü, kimliği, niteliği ortaya çıkmak.
"Nihayet maskesi düştü, herkes onun ne mal olduğunu anlayacak."
Ne olduğunu, nerede olduğunu bilen yok.
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Doğru olduğu, gerçek olduğu anlaşılmak, ortaya çıkmak.
"Senin ne mal olduğunu biliyoruz, bize yutturamazsın ya; seni yeterince tanıyoruz, herkesi aldatabilirsin ama bizi asla" anlamında kullanılır.
Yalanı, dolanı, hilesi, kötü niteliği, kusuru ortaya çıkmak.
"Yakında onun da diğerleri gibi foyası meydana çıkacak."
İnsanların karakterini çabucak anlayacak duruma gelmiş (olmak).
"Dedem insan sarrafıdır, onu bir görse ne biçim bir adam olduğunu hemen anlayıverir."
Kimsenin sezemeyeceği biçimde gizli bir iş çevirmek, uygunsuz işler yapmak.
"Onun ne biçim bir insan olduğunu bana sorun; o, karda gezer izini belli etmez...
Gelenleri karşılamak üzere yola ya da kapı önüne çıkmak.
İleri sürülen fikrin, tutulan yolun yanlış olduğunu söylemek.
"Her fikrime karşı çıkmak zorunda mısın?"
Ortaya çıkmak, belirmek.
Beğenilecek, takdir edilecek niteliklerini ortaya koymak; gücünü göstermek.
"Uzun bir aradan sonra sergi açmaya, kendini göstermeye...
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Asıl niteliğini, işe yaramaz oluşunu, kötü niyet beslediğini anlamak.
"Onun ne mal olduğunu şimdi anlarız."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."