Balgam atmak
Bir iş ya da konu üzerinde kuşku uyandıracak söz söylemek.
"Lütfen sus, ortaya bir balgam atıp da insanı huzursuz etme."
Yalanı, dolanı, hilesi, kötü niteliği, kusuru ortaya çıkmak.
"Yakında onun da diğerleri gibi foyası meydana çıkacak."
Bir iş ya da konu üzerinde kuşku uyandıracak söz söylemek.
"Lütfen sus, ortaya bir balgam atıp da insanı huzursuz etme."
Kötü bir şey, kötü bir durum, birinin gizli düzeni ve tertibiyle meydana gelmek.
"Böyle şeyler bilirim ki senin başının altından çıkar, şimdi bana doğruyu...
Durum kötü. Düzelmez de. Bıraktım ipin ucunu.
"İşlerin kötü gittiğine, düzelmeyeceğine, bu konuda da umut kalmadığına göre artık istenildiği gibi...
Ben üzerime borç saydığım şeyi söyledim. Sözlerimi dinlemez, bildiğini yaparsa ortaya çıkacak kötü sonuçtan dolayı ben kendimi suçlu saymam.
Benim durumum da onunkinden aşağı değil ama, onun gibi gösteriş meraklısı değilim.
Bir sözü ya da davranışı iyi karşılanmadığı için utanmak, utanacak duruma düşmek.
"Onun düşüncesinin hiç de doğru olmadığını söylediğim zaman amma da bozum...
Kötü kişinin kötü çocuğu (ya da eğittiği kötü kişi).
Farkında olmadan karşısındakini kıracak ya da kötü bir sonuca yol açacak söz söylemek, davranışta bulunmak.
"Onun da çam devirmede üstüne yok hani."
İşine son verilerek bir yerden uzaklaştırılmak.
Ölmek ya da öldürülmek.
"Onun da defterini dürecekler yakında.
Birdenbire ya da kendiliğinden ortaya çıkmak.
"Adamlar mantar gibi yerden bitmişlerdi, bir anda etrafımızı sarıverdiler."
Gerçek yüzü, kimliği, niteliği ortaya çıkmak.
"Nihayet maskesi düştü, herkes onun ne mal olduğunu anlayacak."
Kötü bir işi, ortaya konan bir söz ya da davranışla daha da kötüleştirmek.