Adı sanı belirsiz
Ne olduğunu, nerede olduğunu bilen yok.
Asıl niteliğini, işe yaramaz oluşunu, kötü niyet beslediğini anlamak.
"Onun ne mal olduğunu şimdi anlarız."
Ne olduğunu, nerede olduğunu bilen yok.
Olumsuz, kötü şeylerden bahsedenlere karşı
"ağzını hayra aç" anlamında söylenir.
"Bugün kötü şeyler mi bekliyorsun? Ağzından yel alsın, o ne biçim beklenti?"
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Açığa vurulandan ayrı, gizli tutulan, asıl düşünce.
"Onun bizim hakkımızda art düşüncelere sahip olduğunu biliyorum."
Kötü bir şey, kötü bir durum, birinin gizli düzeni ve tertibiyle meydana gelmek.
"Böyle şeyler bilirim ki senin başının altından çıkar, şimdi bana doğruyu...
Durum kötü. Düzelmez de. Bıraktım ipin ucunu.
"İşlerin kötü gittiğine, düzelmeyeceğine, bu konuda da umut kalmadığına göre artık istenildiği gibi...
İtibarsız, değersiz, kötü, işe yaramaz bir duruma düşmek.
"Senin ne mal olduğunu biliyoruz, bize yutturamazsın ya; seni yeterince tanıyoruz, herkesi aldatabilirsin ama bizi asla" anlamında kullanılır.
Gerçek yüzü, kimliği, niteliği ortaya çıkmak.
"Nihayet maskesi düştü, herkes onun ne mal olduğunu anlayacak."
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."
Ezberden değil, yazılı kâğıttan ya da kitaptan okumak.
Neler hissettiğini, durumunu yüzünden anlamak.
"Onun ne mal olduğu yüzünden anlaşılıyor."