Ağız sulandırmak
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
İçine işlemek, pek dokunmak, dertli olmasına yol açmak.
"Yurdundan kovulması, şairin bağrını deldi."
İmrenmesine yol açmak, imrendirmek.
Tehlikeli kişiyi incitip kışkırtmak onun kendisine saldırmasına yol açmak.
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Uğraştırıcı ve üzücü bir işin çıkmasına yol açmak.
"Bırak o bıçağı elinden, hiç yoktan başına iş açacaksın."
Bir kimsenin büyük zarar görmesine ya da ölmesine yol açmak.
"Ruhsuz herifler adamın başını yemek için yarışa giriştiler."
Sofrada en önemli yemek.
Birinin ölümüne sebep olmak.
Birinin herhangi bir işte güç durumda kalmasına yol açmak.
"Adamın başını sebepsiz yere yediler, şimdi...
Kavga çıkararak, önüne gelene çatarak ya da başka sebeplerle kendisi için tehlikeli bir durum oluşmasına yol açmak.
"Bırak sövmeyi, belâ mı arıyorsun başına?"
Kavga ederek ya da başka davranışlarıyla kendisi için tehlikeli olacak bir durum meydana gelmesine yol açmak.
"Bela aramak."
Kendi yol açtığı tehlikeli bir durumun içine düşmek, hak ettiği cezayı görmek.
"Adam nihayet belâsını buldu."
Anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak, kavgaya yol açmak.
Kimi davranışlarıyla pek çok kimseyi kızdırarak eleştirilere, saldırılara yol açmak.
"Bu hareketlerinle şimşekleri üzerine çekiyor, hepimizi tehlikeye...
Yeni bir yol yapmak.
Herhangi bir sebepten ötürü kapanmış yolu açmak, geçilir duruma getirmek.
Birinin geçmesi için kenara çekilip geçme önceliği tanımak.
Bir...