Açıktan kazanmak
Anapara ve emek koymadan bir şeyden kazanç elde etmek.
Umulan gerçekleşmemek, sonuç vermemek, elde edilememek.
"Bütün emeklerimiz boşa çıktı desenize."
Anapara ve emek koymadan bir şeyden kazanç elde etmek.
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.
İyi sonuç alınacağı umularak bu işe girişildi. İnşallah başarı elde edilir.
Bir davranışla iki veya birden çok yararlı sonuç elde etmek, bir girişimle iki iş yapmak.
"Anladım amacını, bir taşla iki kuş vurmak."
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Yüksek bir yerde durmak.
Sonuca bağlanamamak.
Bir iddia, dayanaksız olduğundan ispat edilememek.
"Yaptığımız bütün iş havada kaldı."
Eski rekoru aşıp yeni, üstün bir sonuç elde etmek.
"Koşuda yeni bir rekor kırılması bekleniyor."
"Hiçbir şey elde edemedik, bütün çalışmalar boşa gitti" anlamında kullanılır.
Kusuru, kabahati örten şey ortadan kalkınca bütün çirkinlikler, hileler, ayıplar ortaya çıktı.
Elde etmek için güçlü bir istek duymak, elde edemediği için de büyük üzüntü içinde olmak.
Kuvvetli bir aşkla sevmek.
"Bakan olmak isteğiyle yanıp tutuşuyordu."
Bütün devletler, herkes, bütün dünya.
"İstiklâl Savaşı`nı yedi düvele karşı verdik biz."