Abacı, kebeci; (ya) sen neci?
İlgililerin bu iş üzerinden konuşmaları, uğraşmaları doğaldır. Sen neci oluyorsun?
Aldırıp önemsememek, dinlememek.
"Kulak asma sen onun söylediklerine."
İlgililerin bu iş üzerinden konuşmaları, uğraşmaları doğaldır. Sen neci oluyorsun?
Bu işi asıl olsa sana yaptıracaklar. Bari kendiliğinden yap da onurunu koru.
O san fenalık yaptı ama sen ona iyilik yap.
Hep onun sözünü etmek.
İyi düşünebilir durumda olmamak.
Bayılmak, kendisinden geçmek.
"Artık aklı başında olmamak onun işine geliyor sanki, böylece sorumluluktan kurtulacak, rahat...
Uygun bulduğu bir düşünce kafasına yerleşmek.
"Onun sana söyledikleri aklına yer eder inşallah."
Bütüne göre çok ufak bir parça.
"Onun yaptığı iş devede kulak kalır."
Şımarık davranmak.
Söz dinlememek, kural tanımamak, zapt edilememek.
"Sen ne ele avuca sığmaz bir çocukmuşsun meğer."
Asalak yaşamak, birinin kesesinden sağlamak.
"Yeter artık onun bunun sırtından geçindiğin, biraz da sen çalış çabala!"
Birinin hoşuna gidecek davranış ortaya koymak, söz söylemek, onun tarafını tutmak.
"Ömrümce onun bunun türküsünü çağırıp durdum, yeter artık!"
Hiç önemsememek, aldırış etmemek.
"Onun sözleri vız gelir bana, önce kendine söz geçirsin."
Hiç ilgisi yok, en ufak benzerliği bile yok.
"Sen kardeşini bir görsen, bu onun yanından bile geçmemiş."
Birini utandırıp yüzünün kızarmasına yol açmak.
"Onun utanacağı sözleri söyleyip de yüzünü kızartmadan duramaz mısın sen?"