Adı batmak
Unutulmak, adı anılmaz olmak.
Artık adı hiç anılmaz olmak, unutulup gitmek.
Uğraştırmak, güçlük çıkarmak, engel olmak.
"O takıma kök söktürmeye yemin ettik."
Unutulmak, adı anılmaz olmak.
Artık adı hiç anılmaz olmak, unutulup gitmek.
Her işi yolunda olmak, davranışları için bir engel bulunmamak.
Çok genç ve deneyimsiz olmak.
Çok genç, toy ve tecrübesiz olmak.
"Şu ağzı süt kokan mı yarışacak benimle."
Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.
İlgiyi kesmek, uğraşmaz olmak, söz konusu işi yapmaz olmak.
"O defteri kapadık biz, artık soru sormayın.
Bir kenara çekilip toplum ile ilişkisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmaz olmak, daha çok ibadetle meşgul olmak ve dünya işleriyle ilgilenmez olmak.
"Bizim...
Işığa engel olmak.
Bir işin yapılmasına engel olmaya çalışmak.
"Gölge etme de şu işi zamanında yapayım."
Bir şeyi yapmayı düşünmek, olmasını istemek, o şeyi düşünür olmak.
"Ben de o işi yapmayı gönlümden geçirmiştim."
O anda kafası çok yorgun olmak.
Başka şeyler düşündüğünden, o anda konuşulana hemen intibak edememek.
"Kusura bakmayın, ne söylediğinizi anlayamadım, kafam...
Çok güçlük çıkarmak, zor bir iş gördürmek, çok uğraştırmak.
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"
Senli benli olmak ve birbirinden çekineceği kalmamak, aradaki mesafe kalkmış olmak, lâubalileşmiş olmak.
"İyice yüz göz olduk, beni artık dinlemiyorlar."