Aklı başından gitmek
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
O anda kafası çok yorgun olmak.
Başka şeyler düşündüğünden, o anda konuşulana hemen intibak edememek.
"Kusura bakmayın, ne söylediğinizi anlayamadım, kafam yerinde değildi de."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
Bir parça, o kadar çok olmayan, oldukça.
"Az buçuk."
Ne az ne çok, oldukça.
Çok susamak, çok konuşmaktan ve bağırmaktan ötürü sesi çıkmaz olmak.
"Boğazım kurudu, bir şeyler içelim de öyle gidelim."
Çok nazlı olmak, evde hiçbir iş yapmamak, zor işlerden kaçınmak.
"Ne kadınmış o da, elini sıcak sudan soğuk suya soktuğunu görmedim daha!"
Hayatta çok günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış.
"O ihtiyar mı? Feleğin çemberinden geçmiş biridir o."
Bir şeyi yapmayı düşünmek, olmasını istemek, o şeyi düşünür olmak.
"Ben de o işi yapmayı gönlümden geçirmiştim."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."
Çok kurnaz ve açıkgöz olmak; bilinmesi, hatırlanması güç şeyleri bilmek; pek çok şeyden haberdar olmak.
"O ne tilkidir bilemezsin, şeytanın yattığı yeri bile...
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"