Deyimler
İletişim

"Kendi yağıyla kavrulmak" deyiminin anlamı nedir?

Elindekiyle yetinmeye, kimseye muhtaç olmadan yaşamaya çalışmak; ihtiyaçlarını kendi karşılayarak kimseden yardım istememek.

"Nasıl olalım, kendi yağımızla kavrulup gidiyoruz işte…"

Kendi yağıyla kavrulmak deyimine benzer deyimler

Açık kart vermek

İşleri kendi adına yürütmesi için birine tam yetki vermek.

Açık kart vermek

Afyonu patlamak

Kendi keyfine dalmış olan birini, sinirlendirici davranışlarla çileden çıkarmak

Afyonu patlamak

Ağzı var dili yok

Çok az konuşur, sessiz, kimseye karşılık vermez.

Oldukça sessiz, sakin, kendi hâlinde.

Konuşmayıp susan, derdini anlatmayan.

"Telâşlanma sakın, ağzı var dili...

Ağzı var dili yok

Başının çaresine bakmak

Kimsenin yardımı olmayacağı anlaşıldığından içinde bulunduğu güç durumdan kurtulma yolunu kendisi aramak.

Kimsenin yardımı olmadan kendi işini kendi yapmak,...

Başının çaresine bakmak

Can pazarı

Herkesin kendi canının kaygısına düştüğü ve kendi canını kurtarmaya çalıştığı tehlikeli bir durum, yer.

"Ortalık toz dumandı; haykırışlar, inlemeler ortalığı...

Can pazarı

Haddini bilmek

Kendi değer ve yeteneğini bilmek, üstün görmemek, kendi yapabileceği şeylerin ötesine geçmemek.

"Merak etme sen, o haddini bilen bir çocuktur."

Haddini bilmek

İş başa düşmek

Beklediği yardım gelmeyince, kendi işini kendisi yapmak zorunda kalmak.

"İş başa düştü desene!.."

İş başa düşmek

Kendi göbeğini kendi kesmek

İstediği yardım gelmeyince kendi işini kendi yapmak durumunda kalmak.

"O her zaman kendi göbeğini kendisi kesmiş, kimseden yardım beklememiştir."

Kendi göbeğini kendi kesmek

Kendi kendine gelin güvey olmak

Başkalarının ne diyeceğini hesaba katmadan, bir işi sadece kendi başına tasarlayıp olmuş sayarak sevinmek.

"Kendi kendine gelin güvey olmayı bırak, bakalım kız...

Kendi kendine gelin güvey olmak

Kimseye eyvallah etmemek

Kimseden yardım ve iyilik beklememek, kimsenin minneti altına girmemek.

"Bu yaşa kadar kimseye eyvallah etmedim, bundan sonra da edecek değilim."

Kimseye eyvallah etmemek

Üstüne atmak

Kendi kaptığı bir suçu birine yüklemek.

"Camı kendi kırdı ama suçu arkadaşının üstüne attı."

Üstüne atmak

Üstüne geçirmek

Bir malın tapusunu kendi üzerine yazdırmak ya da çıkartmak.

Bir çocuğu evlât edinmek, kendi nüfusunu kaydettirmek.

"Evi üstüne geçirmiş dedem, doğru mu?"

Üstüne geçirmek