Açık kart vermek
İşleri kendi adına yürütmesi için birine tam yetki vermek.
Elindekiyle yetinmeye, kimseye muhtaç olmadan yaşamaya çalışmak; ihtiyaçlarını kendi karşılayarak kimseden yardım istememek.
"Nasıl olalım, kendi yağımızla kavrulup gidiyoruz işte…"
İşleri kendi adına yürütmesi için birine tam yetki vermek.
Kendi keyfine dalmış olan birini, sinirlendirici davranışlarla çileden çıkarmak
Çok az konuşur, sessiz, kimseye karşılık vermez.
Oldukça sessiz, sakin, kendi hâlinde.
Konuşmayıp susan, derdini anlatmayan.
"Telâşlanma sakın, ağzı var dili...
Kimsenin yardımı olmayacağı anlaşıldığından içinde bulunduğu güç durumdan kurtulma yolunu kendisi aramak.
Kimsenin yardımı olmadan kendi işini kendi yapmak,...
Herkesin kendi canının kaygısına düştüğü ve kendi canını kurtarmaya çalıştığı tehlikeli bir durum, yer.
"Ortalık toz dumandı; haykırışlar, inlemeler ortalığı...
Kendi değer ve yeteneğini bilmek, üstün görmemek, kendi yapabileceği şeylerin ötesine geçmemek.
"Merak etme sen, o haddini bilen bir çocuktur."
Beklediği yardım gelmeyince, kendi işini kendisi yapmak zorunda kalmak.
"İş başa düştü desene!.."
İstediği yardım gelmeyince kendi işini kendi yapmak durumunda kalmak.
"O her zaman kendi göbeğini kendisi kesmiş, kimseden yardım beklememiştir."
Başkalarının ne diyeceğini hesaba katmadan, bir işi sadece kendi başına tasarlayıp olmuş sayarak sevinmek.
"Kendi kendine gelin güvey olmayı bırak, bakalım kız...
Kimseden yardım ve iyilik beklememek, kimsenin minneti altına girmemek.
"Bu yaşa kadar kimseye eyvallah etmedim, bundan sonra da edecek değilim."
Kendi kaptığı bir suçu birine yüklemek.
"Camı kendi kırdı ama suçu arkadaşının üstüne attı."
Bir malın tapusunu kendi üzerine yazdırmak ya da çıkartmak.
Bir çocuğu evlât edinmek, kendi nüfusunu kaydettirmek.
"Evi üstüne geçirmiş dedem, doğru mu?"