Deyimler
İletişim

"Ağzı var dili yok" deyiminin anlamı nedir?

Çok az konuşur, sessiz, kimseye karşılık vermez.

Oldukça sessiz, sakin, kendi hâlinde.

Konuşmayıp susan, derdini anlatmayan.

"Telâşlanma sakın, ağzı var dili yok o çocuğun, seni hiç üzmez."

Ağzı var dili yok deyimine benzer deyimler

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Astığı astık, kestiği kestik

Yaptığı işlerden dolayı kimseye hesap vermek zorunda değil; yaptıklarına hiç kimse itiraz edemez.

Davranışlarından dolayı kimseye hesap vermeyen, istediği...

Astığı astık, kestiği kestik

Az çok

Bir parça, o kadar çok olmayan, oldukça.

"Az buçuk."

Ne az ne çok, oldukça.

Az çok

Beş aşağı beş yukarı

Çok az fark olarak, kararlaştırılmak istenen sayıdan, ölçüden bir miktar az veya çok olarak.

"Beş aşağı beş yukarı bir kg. çeker bu tavuk."

Beş aşağı beş yukarı

Bindiği dalı kesmek

Kendisi için gerekli ve yararlı olan şeyi kendi eliyle yok etmek.

"Geçimini sağladığın o tarlayı sakın satma, yoksa bindiğin dalı kesmiş olursun."

Bindiği dalı kesmek

Bir atımlık barutu olmak (veya kalmak)

Bir konuda yapacağı çok az şeyi olmak.

Dayanacak pek az gücü kalmak.

"Bir atımlık barutu kalmış, hâlâ ben yaparım o işi diyor."

Bir atımlık barutu olmak (veya kalmak)

Bir damla

Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).

Çok küçük (çocuklar için söylenir).

"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."

Bir damla

Çıt çıkarmamak

Çok sessiz olmak, hiç ses çıkarmamak, gürültü yapmamak.

"Çocuklar korkudan çıt çıkarmıyorlardı."

Çıt çıkarmamak

İş yok

O şeyde yarar yok, faydası olmaz.

"O arabada hiç iş yok, almaya değmez."

İş yok

Kendi hâlinde

Sessiz, hiçbir şeye karışmayan, karışmak istemeyen, sakin (kimse).

"Yazık olmuş, kendi hâlinde biriydi, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmazdı."

Kendi hâlinde

Kendi göbeğini kendi kesmek

İstediği yardım gelmeyince kendi işini kendi yapmak durumunda kalmak.

"O her zaman kendi göbeğini kendisi kesmiş, kimseden yardım beklememiştir."

Kendi göbeğini kendi kesmek

Kıl payı (kalmak)

Çok az, az bir fark (kalmak).

"Araba o hızla virajı alamadı, uçuruma yuvarlanmasına kıl payı kalmıştı."

Kıl payı (kalmak)