Ağır iş
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Beklediği yardım gelmeyince, kendi işini kendisi yapmak zorunda kalmak.
"İş başa düştü desene!.."
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.
"Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."
Başkasına danışmadan kendi aklıyla kötü bir iş yapmak.
Topluluktan ayrılıp kendi başına iş yapmak.
Biriyle yalnız kalmak, iki kişi bir arada yalnız kalmak.
"Misafirler gittikten sonra baş başa kaldılar."
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Kimsenin yardımı olmayacağı anlaşıldığından içinde bulunduğu güç durumdan kurtulma yolunu kendisi aramak.
Kimsenin yardımı olmadan kendi işini kendi yapmak,...
Gösteriş olsun; amaç iş yapıyor görünmek, iş yapmak değil.
"Güya çalışıyor, dostlar alışverişte görsün!"
Yaşlılık, hastalık sebebiyle iş yapamaz, yürüyemez, kendi işini göremez duruma gelmek.
"Allah kimseyi elden ayaktan düşürmesin."
İncelemeden, özenmeden, gerekli olan bilgiyi almadan, gelişi güzel iş yapmak.
"Ben sana ezbere iş görme demedim mi?"
İstediği yardım gelmeyince kendi işini kendi yapmak durumunda kalmak.
"O her zaman kendi göbeğini kendisi kesmiş, kimseden yardım beklememiştir."
Yakınlarının övünç duymasına neden olacak beğenilir bir iş yapmak.
Yakın çevresinin övünç duymasına neden olacak bir iş yapmak veya başarı...