Adım adım yer edeyim, gör sana neler edeyim
Bir yere yavaş yavaş yerleşeyim, güçleneyim de sonra sana ne yapacağınımı bilirim anlamında söylenir.
Davranışları yavaş, sevimsiz, konuşması insana sıkıntı veren, hoşa gitmeyen kimse.
Bir yere yavaş yavaş yerleşeyim, güçleneyim de sonra sana ne yapacağınımı bilirim anlamında söylenir.
Ağır canlı.
Varlığı insana sıkıntı veren, sevimsiz, antipatik.
Birine yol gösteren, akıl öğreten kimse.
Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse.
"Lütfen akıl hocalığı yapmaya kalkma, biz işimizi senden iyi biliriz."
Çok şey okumuş, her sorulana cevap veren, çok şey bilen, okudukları aklında kalmış kimse.
"Adam ayaklı kütüphaneydi sanki!"
Sürekli rahatsız eden, yük olan, bir kimseye musallat olup sıkıntı veren ve uzaklaştırılamayan kişi ya da şey.
"Şu baş belâsı adamı uzaklaştırırsanız...
Davranışları, konuşması yaşının üstünde olan, büyükler gibi hareketler yapan çocuk.
"Aman yarabbim, şunun söylediği sözlere bakın hele, büyümüş de küçülmüş...
Bir kimse, bir şey, bir olay, kendisine sıkıntı, üzüntü vermek, neşesini kaçırmak, keyfini bozmak.
Bir işi güçlükle ve sıkıntı içinde sonuca ulaştırmak.
Merakla, heyecanla, sabırsızlıkla, sıkıntı çekerek beklemek.
"İşe geç kalmıştı, yeni araba gelinceye...
Geçimsizliği, hatalı davranışları yüzünden birçok yerden atılmış kimse.
Ağır, hoşa gitmeyen, incitici, kaba şaka.
"Ben eşek şakasından hiç hoşlanmam."
Kendisinden kurtulunması bir türlü mümkün olmayan, büyük sıkıntı, zarar veren kimse veya şey.
"Başıma püsküllü belâ kesildi bu çocuk."
Sevimsiz, söz ve davranışları sıcak olmayan, insanlardan uzak duran kimse.