Ağzının içine bakmak
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Davranışları, konuşması yaşının üstünde olan, büyükler gibi hareketler yapan çocuk.
"Aman yarabbim, şunun söylediği sözlere bakın hele, büyümüş de küçülmüş sanki!"
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
Çocuklu ailenin artık çocuk istememesi ve çocuksuz ailenin çocuk edinmek istemesi durumunda uygulanacak yöntemleri düzenleme siyasası.
Davranışları akıllıca olan.
Doğu dürüst.
Başkaları ne yapıyorsa kendisi de onu yapan.
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
Arası bozuk olan kimse ile barışmak.
Arası açık olan iki kişiyi uzlaştırıp, barıştırmak.
"Hasan aramızı yapmasaydı biz hâlâ diken üstünde oturuyor olacaktık."
Dilediğini izin almaksızın yapan, istediği gibi davranan.
"Sizin çocuk da amma başına buyruk bir çocuk olmuş."
Görünüşe karşın işe yaramayan.
İşe yarar gibi görünse de aslında yararsız, bozuk olan.
"Çakar almaz bir tabancayla bizi korkutacağını sanmıştı."
Beklemediği bir duruma yükselip şımarmak, ölçüsüz hareketler yapmak.
"Dikkat et, ne oldum delisi olan insanlar gibi olma."
Düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan, ne düşünüyorsa onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse.
"Özü sözü bir olan insanlara rastlamak gittikçe...
Sızlanıp şikâyet etmek, derdini döküp durmak.
"Çoluk çocuk açtı, kimse yardım elini de uzatmıyordu, birine de yanıp yakılmayı bir türlü kendine yediremiyordu."