Acem kılıcı gibi iki tarafı (taraflı) kesmek
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Karşı taraftan birinin yardımını alarak davasını kazanmak.
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
İyi olarak tanınmak, ün almak, ün kazanmak.
Kötü bir ün kazanmak.
Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.
"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Sofrada en önemli yemek.
Birinin ölümüne sebep olmak.
Birinin herhangi bir işte güç durumda kalmasına yol açmak.
"Adamın başını sebepsiz yere yediler, şimdi...
Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek.
"O işi bana vermemekle yabancıların ekmeğine yağ sürdün sen."
Birinin sevgi ve ilgisini kazanmak.
Yönetime karşı topluca karşı gelmek, baş kaldırmak.
"Maden işçileri kazan kaldırmış diyorlar."
Birinin davasını ondan daha çok savunur olmak.
Saygının kişiliğe karşı değil, zenginliğe, varlığa, giyim ve kuşama karşı gösterildiğini anlatmak için kullanılır.
Birine karşı ya da birinin kendine karşı yaptığı bir davranış sonradan kendisi için acı, üzüntü kaynağı olmak.
"Ona yemek vermedim ama yüreğime dert oldu."