Ahrette on parmağı yakasında olmak
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
Kuşkulanmak, kendisine zarar geleceğinden şüphe etmek.
"Tilkiyi civarda dolaşırken gördüğü andan itibaren içine kurt düşmüştü."
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
Zarar gördüğü işlerden uslanıp akıllıca davranmak.
Baygınlıktan ayılmak, kendine gelmek.
"Çabuk koşun, nihayet kendine geliyor!"
Kendisine inanan, güvenen bir kimseye gizlice kötülük etmek.
"Onun beni arkamdan vuracağı hiç aklıma gelmezdi."
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...
Bir yeri bilerek yakıp yok etmek.
Aşırı ölçüde telâşlandırmak.
Bir toplumu, bir ülkeyi kargaşalık içine sürükleyerek yıkıma uğratmak.
"Dış güçler yerli...
Gördüğü her şeyi kendisine gerekli olmasa bile edinmek ister.
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
Birinin içine düştüğü duruma belli etmeden gülmek, sevindiğini belli etmeyerek onunla eğlenmek, içinden onunla alay etmek.
"Ayşe`nin kırdığı pot karşısında...
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Üzmek, acı vermek.
Zulmetmek, eziyet etmek.
Bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak.
"Şu hareketlerinle canımı yakıyorsun."