Aklından zoru olmak
Tutarsız, dengesiz, ölçüsüz, delice davranışlarda bulunmak.
"Bırak o bıçağı, aklından zorun mu var senin?"
İsteklerine, alışkanlıklarına, yapısına göre onu kızdırıp ürkütmeyecek davranışlarda bulunmak.
Tutarsız, dengesiz, ölçüsüz, delice davranışlarda bulunmak.
"Bırak o bıçağı, aklından zorun mu var senin?"
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Evli bulunmak, acı ve tatlı günlerde birbirini desteklemiş olmak.
"Biz kırk yıl bir yastığa baş koyduk, nasıl unuturum onu?"
Durumu iyi olan birisinden kendisinin daha geri olmadığını gösterecek davranışlarda bulunmak.
Bir şey yüzünden canı sıkılmış, yüzü asılmış olmak, sinirli davranışlarda bulunmak.
"Biraz hasta oldu diye sağa sola bozuk çalıp duruyor."
İnsana yakışmayan; olgunluğa, yaşa uygun düşmeyen yersiz ve kaba davranışlarda bulunmak.
"Bir çiğlik edip de toplantıyı berbat edecek diye ödüm...
Edepsiz, geçimsiz, kaba saba kimsenin tepkisine yol açacak davranışlarda bulunmak.
"Şu çirkefe taş atıp da başını belâya sokmadan gir içeri!"
Daha önce birlikte iş yaptığı, anlaştığı kimseden, artık ihtiyaç duymadığı için yüz çevirmek; bir kimseyi kendinden uzaklaştıracak davranışlarda...
Yapabileceği, gücünün yeteceği, becerebileceği, uygun bir durumda.
"Tam da dişime göre, onu yenebilirim."
Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek.
"O işi bana vermemekle yabancıların ekmeğine yağ sürdün sen."
İsteğine uygun olarak, dilediğine göre.
"Allah gönlüne göre verir inşallah."
Apaçık şekilde, herkesin gözü önünde.
"Göz göre göre yaktılar zavallının evini."