Ağzının tadı kaçmak
Rahatı kaçmak, huzurunu kaybetmek, bir kimsenin kurulu dirliği, düzenliği bozulmak.
"Şu vızır vızır işleyen yol buradan geçince ağzımızın tadı kaçtı."
Edepsiz, geçimsiz, kaba saba kimsenin tepkisine yol açacak davranışlarda bulunmak.
"Şu çirkefe taş atıp da başını belâya sokmadan gir içeri!"
Rahatı kaçmak, huzurunu kaybetmek, bir kimsenin kurulu dirliği, düzenliği bozulmak.
"Şu vızır vızır işleyen yol buradan geçince ağzımızın tadı kaçtı."
Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek.
"Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Bir iş ya da konu üzerinde kuşku uyandıracak söz söylemek.
"Lütfen sus, ortaya bir balgam atıp da insanı huzursuz etme."
Evli ya da nişanlı olmak.
Serbest, özgür olmayan, bir yere bağımlı olan.
"Nihayet oğlanın da başını bağladık."
Bir kimseyi, zarar göreceği, kötü sonuçlarla karşılaşacağı bir işe sokmak.
"Oğlanın da başını belâya sokacaklar diye ödüm kopuyor."
Bir kişiyi ya da bir şeyi denetimsiz, kendi haline bırakmak.
Denetimsiz, yalnız ve serbest bırakmak.
"Bu çocuğun başını boş bırakma, yoksa başı belâya girecek."
Bir kimsenin büyük zarar görmesine ya da ölmesine yol açmak.
"Ruhsuz herifler adamın başını yemek için yarışa giriştiler."
"Özel ilişkilerimiz sürüp gittikçe senin bana işin düşer" ya da
"Nasıl olsa yine karşılaşacağız" anlamında kullanılır.
"Demek şu küçük paketi götürmüyorsun,...
Farkında olmadan karşısındakini kıracak ya da kötü bir sonuca yol açacak söz söylemek, davranışta bulunmak.
"Onun da çam devirmede üstüne yok hani."
İnsana yakışmayan; olgunluğa, yaşa uygun düşmeyen yersiz ve kaba davranışlarda bulunmak.
"Bir çiğlik edip de toplantıyı berbat edecek diye ödüm...
Yapılan bir iş ya da hizmette az da olsa çabası, emeği bulunmak.
"Haydi durmayın, çorbada sizin de tuzunuz bulunsun!"