Ayağını çekmek
Daha önce gittiği yere artık uğramaz olmak, ilişkiyi ve ilgiyi kesmek.
"Artık onlardan elimi ayağımı çektim."
Cömert, eli bol, vermekten kaçınmayan.
"Gani gönüllü insanlara artık günümüzde pek rastlanmıyor."
Daha önce gittiği yere artık uğramaz olmak, ilişkiyi ve ilgiyi kesmek.
"Artık onlardan elimi ayağımı çektim."
Durum kötü. Düzelmez de. Bıraktım ipin ucunu.
"İşlerin kötü gittiğine, düzelmeyeceğine, bu konuda da umut kalmadığına göre artık istenildiği gibi...
Çekilen sıkıntı artık katlanamayacak bir hâl almak.
"Bıçak kemiğe dayandı, artık bu yerde duramam."
Bolluk, varlık, rahat ve huzur içinde olmak.
"Bir eli yağda, bir eli balda, daha ne istiyor ki?"
Ölçüsüz, çok fazla, bol bol.
"Bol keseden atıp tutmaya bayılır bizim çocuk."
Birine pek sokulmak.
Birine pek sokulmak.
Pek sulu, suyu bol (yemek için).
"Yemek cambul cumbuldu ama lezzetli olmuştu."
Cömert, çok para harcayan, sakınmadan para verebilen.
"Eli açık olan insanları severim."
Cömert, esirgemeyen, çok para ve eşyası olan.
"Duyduğumuza göre Hasan Çavuş eli bol bir insanmış."
Geçimi için para sıkıntısı çeken.
"Eli darda insanlara yardım etmek insanlık borcudur."
Bol bol ortaya dökülüp harcanmak.
Uzun sürmek.
Bir kimseye karşı pek borçlu bulunmak ve ondan artık bir şey isteyecek hâli kalmamak.
"Bu güne kadar ne istedimse verdi. Artık yüzüm kalmadı, git,...