Deyimler
İletişim

"Esip savurmak" deyiminin anlamı nedir?

Bağırıp çağırmak, öfke ile atıp tutmak.

"Davet edilmediğini öğrenince esip savurmaya başladı."

Esip savurmak deyimine benzer deyimler

Ağzını açıp gözünü yummak

Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.

Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.

"Eve geç...

Ağzını açıp gözünü yummak

Avurt zavurt etmek

Yüksekten atıp tutmak, kuru gürültü yapmak, boş tehditlerde bulunmak, korkutucu, iri sözler söylemek.

Avurt zavurt etmek

Ayağı ile gelmek

Kendi isteği ile gelmek.

Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek.

"Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."

Ayağı ile gelmek

Bayrak açmak

Herkesi ülkü etrafında toplanmaya çağırmak.

Bir dava yolunda toplanmaya çağırmak.

Gönüllü asker toplamaya girişmek.

"Düşmana karşı yurdun dört bir yanında...

Bayrak açmak

Boş atıp dolu tutmak

Umutsuz olarak girişilen bir iş, iyi sonuç vermek; doğruluğuna inanmadan söylediği söz gerçek çıkmak.

"Hayatımızın boş atıp dolu tutmak diye bir ilkesi olamaz."

Boş atıp dolu tutmak

Buyur etmek deyimi

Misafiri karşılayarak içeri almak,

"buyurun" diyerek saygı ile yer göstermek ya da sofraya çağırmak.

"Misafirleri büyük bir şevkle buyur etti."

Buyur etmek deyimi

Çetele tutmak

Hesap tutmak amacı ile bir yere çizgiler çekmek.

"Ahmet amca, veresiye verdiği mallar için çetele tutmaktan usanmıştı."

Çetele tutmak

Göz ucuyla bakmak

Belli etmemeye çalışarak, başını çevirmeden göz kenarı ile yandan bakmak.

"Yabancı askerlere göz ucuyla bakmaya başladı."

Göz ucuyla bakmak

Kabuğuna çekilmek

Tek başına kalmak, dış dünya ile ilgisini kesmek, kimse ile görüşmemek.

"Geçirdiği kazadan sonra iyice kabuğuna çekildi."

Kabuğuna çekilmek

Mahalleyi ayağa kaldırmak

Bağırıp çağırarak, gürültü kopararak konu komşuyu rahatsız etmek, telâşlandırmak.

"Bağırıp durma öyle, mahalleyi ayağa kaldıracaksın."

Mahalleyi ayağa kaldırmak

Yaygarayı basmak

Bağırıp çağırmak, önemli bir nedeni olmadığı hâlde feryat etmek.

"Elinden şekeri alınınca yaygarayı bastı."

Yaygarayı basmak