Ağzını açıp gözünü yummak
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Bağırıp çağırmak, öfke ile atıp tutmak.
"Davet edilmediğini öğrenince esip savurmaya başladı."
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Yüksekten atıp tutmak, kuru gürültü yapmak, boş tehditlerde bulunmak, korkutucu, iri sözler söylemek.
Kendi isteği ile gelmek.
Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek.
"Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."
Sinir ve öfke nöbeti gelerek aşırı derece bağırıp çağırmak.
Herkesi ülkü etrafında toplanmaya çağırmak.
Bir dava yolunda toplanmaya çağırmak.
Gönüllü asker toplamaya girişmek.
"Düşmana karşı yurdun dört bir yanında...
Umutsuz olarak girişilen bir iş, iyi sonuç vermek; doğruluğuna inanmadan söylediği söz gerçek çıkmak.
"Hayatımızın boş atıp dolu tutmak diye bir ilkesi olamaz."
Misafiri karşılayarak içeri almak,
"buyurun" diyerek saygı ile yer göstermek ya da sofraya çağırmak.
"Misafirleri büyük bir şevkle buyur etti."
Hesap tutmak amacı ile bir yere çizgiler çekmek.
"Ahmet amca, veresiye verdiği mallar için çetele tutmaktan usanmıştı."
Belli etmemeye çalışarak, başını çevirmeden göz kenarı ile yandan bakmak.
"Yabancı askerlere göz ucuyla bakmaya başladı."
Tek başına kalmak, dış dünya ile ilgisini kesmek, kimse ile görüşmemek.
"Geçirdiği kazadan sonra iyice kabuğuna çekildi."
Bağırıp çağırarak, gürültü kopararak konu komşuyu rahatsız etmek, telâşlandırmak.
"Bağırıp durma öyle, mahalleyi ayağa kaldıracaksın."
Bağırıp çağırmak, önemli bir nedeni olmadığı hâlde feryat etmek.
"Elinden şekeri alınınca yaygarayı bastı."