Arkasını sıvamak
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Sıkıştırıp tedirgin etmek, eziyet etmek.
"İşlerin yavaş gittiğini gören patron işçilerin ensesinde boza pişirmeye başladı."
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
Birinin içine düştüğü duruma belli etmeden gülmek, sevindiğini belli etmeyerek onunla eğlenmek, içinden onunla alay etmek.
"Ayşe`nin kırdığı pot karşısında...
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Üzmek, acı vermek.
Zulmetmek, eziyet etmek.
Bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak.
"Şu hareketlerinle canımı yakıyorsun."
Kızgınlığını, öfkesini kimi davranışlarıyla belli etmek.
"Dediğini yaptıramayınca dişlerini gıcırdatmaya başladı."
Başkalarını aşırı söz ve davranışlarıyla tedirgin etmek.
Kıskançlığa, çekememezliğe yol açmak.
"Her davranışınla gözüme batıyorsun. Kendine bir çeki düzen ver."
Şundan bundan konuşarak sohbet etmek.
"O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."
Huzurunu bozmak, tedirgin ve rahatsız etmek.
Kendinden üstün bir güç karşısında yenilgiyi kabul etmek, mücadeleden vazgeçmek.
Kendini teslim etmek, birtakım ellere bırakmak.
"Teslim olursan kılına...
Bütün kötülükleri yapmak, eziyet etmek.
Rehberlik etmek, yolu bilmeyene tarif etmek, nasıl gidileceğini anlatmak.
Nasıl davranılacağını, ne yapılacağını öğretmek.
"Benim elimden bir şey gelmez,...