Deyimler
İletişim

"Yapmadığını bırakmamak" deyiminin anlamı nedir?

Bütün kötülükleri yapmak, eziyet etmek.

Yapmadığını bırakmamak deyimine benzer deyimler

Ağzını açıp gözünü yummak

Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.

Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.

"Eve geç...

Ağzını açıp gözünü yummak

Alayı karayı yığmak

Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.

Bütün kötü olasılıkları sayıp dökmek.

Alayı karayı yığmak

Arkasını sıvamak

İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.

"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."

Arkasını sıvamak

Babanın canı için

Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).

Birinden bir iyilik yapılması istenirken

"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...

Babanın canı için

Bir taşla iki kuş vurmak

Bir davranışla iki veya birden çok yararlı sonuç elde etmek, bir girişimle iki iş yapmak.

"Anladım amacını, bir taşla iki kuş vurmak."

Bir taşla iki kuş vurmak

Canına okumak

Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.

İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.

"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."

Canına okumak

Can yakmak

Üzmek, acı vermek.

Zulmetmek, eziyet etmek.

Bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak.

"Şu hareketlerinle canımı yakıyorsun."

Can yakmak

Ensesinde boza pişirmek

Sıkıştırıp tedirgin etmek, eziyet etmek.

"İşlerin yavaş gittiğini gören patron işçilerin ensesinde boza pişirmeye başladı."

Ensesinde boza pişirmek

Hoş beş etmek

Şundan bundan konuşarak sohbet etmek.

"O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."

Hoş beş etmek

Kendini alamamak

İstemeyerek bir işi yapmak durumunda kalmak, yapmamayı edememek, kendini tutamayıp yapmak.

"Ona bir tokat atmaktan kendimi alamadım işte!"

Kendini alamamak

Kulağını açmak

Bütün dikkatini vererek dinlemek, söylenenlere dikkat etmek.

"Kulağını aç da beni iyi dinle!"

Kulağını açmak

Pılıyı pırtıyı toplamak

Hemen bütün eşyalarını toplayarak bir yere gitmek üzere hazırlık yapmak.

"Pılıyı pırtıyı toplamış bekliyordu."

Pılıyı pırtıyı toplamak