Açıktan kazanmak
Anapara ve emek koymadan bir şeyden kazanç elde etmek.
Huzurunu bozmak, tedirgin ve rahatsız etmek.
Anapara ve emek koymadan bir şeyden kazanç elde etmek.
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.
"Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında...
Yakın arkadaşlık etmek.
Yasa ve gelenek dışı kadın ve erkekle birlikte yaşamak veya sık sık bir araya gelmek.
"Seni bu hâle getirenler düşüp kalktığın...
Sıkıştırıp tedirgin etmek, eziyet etmek.
"İşlerin yavaş gittiğini gören patron işçilerin ensesinde boza pişirmeye başladı."
Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle,...
Başkalarını aşırı söz ve davranışlarıyla tedirgin etmek.
Kıskançlığa, çekememezliğe yol açmak.
"Her davranışınla gözüme batıyorsun. Kendine bir çeki düzen ver."
Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.
"O daima lafını bilir bir insan olmuştur."
Söz ve davranışlarıyla çevresindekileri kızdırmak; rahatsız etmek; sert eleştirilerine, saldırılarına hedef ve neden olmak.
"Boşu boşuna şimşekleri üzerine...
Ev ve aile düzenini bozmak, dağıtmak, alt üst etmek.
"Hiç sebepsiz yuvasını bozdu nankör adam."
Korku ve kaygı duyup merak etmek, bu sebeple tedirgin olmak.
Yüreği hızlı vurmak.