Acayibine gitmek
Olağana aykırı bulunduğu için yadırgamak.
Bulunduğu yeri haber vererek suçluyu yakalatmak.
"Katili ele vermeyi kafasına koyarak sokağa çıktı."
Olağana aykırı bulunduğu için yadırgamak.
Bir zayıf noktasını ele geçirmek.
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Daha önce toplumda önemli bir yeri yokken artık kendisine değer ve önem verilir bir kişi olmak.
Kötü bir işte kendisinin de ilgili bulunduğu söylenmek.
Bir yeri sürekli çıkar kaynağı olarak sömürmek.
Bir yeri sürekli çıkar kaynağı olarak kullanmak, sömürmek.
"Batılılar ülkemizi arpalık yaptılar âdeta."
Yönetimi ele geçirmek, işi kendisi yönetmeye başlamak.
"Dizginleri ele almazsak fabrika kargaşa içinde boğulup kalacak, üretim yapılamayacak."
Çabucak, gizlice haber göndermek.
"Hemen haber uçurun köye, kaymakam bu gece misafir olacakmış!"
Bir yeri tutmak, kiralamak ya da bir şeyi elde etmek için değeri dışında açıktan verilen para.
"Yeri bize verecekler ama bir milyon lira hava parası...
Şaşkınlıktan bulunduğu ve gideceği yeri kestirememek.
Yakalanmak, kaçamayarak ele geçmek.
"Mahallenin hırsızı sonunda yakayı ele verdi."
Bulunduğu yerde yabancı olup gideceği yolu ve yeri bilmemek.
Görgüsüz davranmak.