Açığını yakalamak
Bir zayıf noktasını ele geçirmek.
Yakalanmak, kaçamayarak ele geçmek.
"Mahallenin hırsızı sonunda yakayı ele verdi."
Bir zayıf noktasını ele geçirmek.
Çok değerli bir şey; ancak rastlantı ile ele geçer.
İşine gelen konuyu ( ya da şeyi) ele alır; onu istediği biçimde yürütür.
Yakından ele bir yerden para geçeceği anlaşılmak.
Umduğunu ele geçirememek, beklediğini elde edememek.
Bir şeyin miktarı üzerinde durmamak, ele geçen kadarını hoş görmek.
Azdan bir parça çok, biraz.
İştahla sofraya oturmak.
Bir işi çabuk bitirmek üzere oturup ele almak.
Birini altına alıp dövmek.
"Birkaç kişi utanmadan zavallı adamın başına çöktüler."
Fırsatı bir daha ele geçiremeyeceği ya da çaresiz kaldığı için çok üzülüp dövünmek.
Ele alır almaz, bir davranışta (yapıp bitirmek).
Yönetimi ele geçirmek, işi kendisi yönetmeye başlamak.
"Dizginleri ele almazsak fabrika kargaşa içinde boğulup kalacak, üretim yapılamayacak."
Pek çok kişi tarafından kullanılmak, bir çok sahip eline geçmek.
"Elden ele dolaşan atı nihayet geri almayı başardı."
Yakalanmak, ele geçmek.
Giriştiği işten vazgeçmek istediği hâlde kendini kurtaramamak.
Dilediği gibi davranamamak.
"Paçayı kaptırdık bir kere, yakamızı...