Ağzına bakmak
Söz konusu kişiyi saygı ile anmak.
Ufak tefek ihtiyaçlar.
"İkramiye ile eksiği gediği kapadılar."
Söz konusu kişiyi saygı ile anmak.
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Kendi düşüncelerine dayanarak birtakım yargılara varmak.
"Devletler ancak kuvvetli ordu ile ayakta dururlar diye ahkâm çıkardı."
Çekiciliği, güzelliği ile büyülemek, etkisi altına almak.
"Kızın bir bakışı, aklını başından almaya yetti."
Sapıtmak, delirmek.
Yalnızca ilgilendiği, üzerine düştüğü şeyle uğraşıp durmak, başka hiçbir mesele düşünmemek.
"Bizim çocuk sinema ile aklını bozdu."
Girişilen bir işte başa dert olacak bir durumla, umulmayan bir tehlike ile karşılaşmak.
"Bana öyle geliyor ki bu işin altından Çapanoğlu çıkacak."
Telâş ve acele ile, yaka paça, hazırlanmadan,"Treni kaçırırım korkusuyla apar topar evden ayrıldım."
Çok değerli bir şey; ancak rastlantı ile ele geçer.
Kendi isteği ile gelmek.
Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek.
"Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."
Ufak tefek gündelik harcamaları karşılayacak para.
Tek başına kalmak, dış dünya ile ilgisini kesmek, kimse ile görüşmemek.
"Geçirdiği kazadan sonra iyice kabuğuna çekildi."
Ufak tefek olduğu gibi kurnaz, fitneci, çok bilmiş kimse.