Anasının nikâhını istemek
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
Ufak tefek gündelik harcamaları karşılayacak para.
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
Çalışması karşılığı olarak her ay belirli para alınacak bir göreve başlamak.
Çalışmasının karşılığını gündelik ya da ücret olarak almakta iken aylık yöntemiyle...
Daha önce kazancı yokken artık para kazanmaya başlamak, para sıkıntısından az çok kurtulmak.
Ufak tefek ihtiyaçlar.
"İkramiye ile eksiği gediği kapadılar."
Cömert, çok para harcayan, sakınmadan para verebilen.
"Eli açık olan insanları severim."
Bir şey için çok para harcamak.
"Düğün için az para dökmedi."
Çok para kazanmak.
Devletin çok para basması.
"Bizim büfe âdeta para kesiyor."
Kandırarak, zorlayarak birinden para almak.
"Kabadayılar esnaftan az para sızdırmadılar."
Parasını idareli harcayıp kalanını biriktirmek.
Satın alınan şeyin karşılığını para olarak hesaplamak.
"Aldığımız eşyaların hepsi kaç para tuttu dersiniz?"
Çok para kazanmak.
Bol para harcamak.
Elde olan parayı az bulmak.
Para kazanıp biriktirmek.
"Gurbete para yapmaya gitti."
Çok para harcamak.
Rüşvet yemek, görevini kötüye kullanıp bir iş yapmak için birinden para almak.
"İnsanlar artık açıktan para yiyorlar."