Adam kıtlığında
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Çocuklarla birlikta aile topluluğu.
İşe akıl ermeyen çocuklar, gençler.
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Birine yol gösteren, akıl öğreten kimse.
Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse.
"Lütfen akıl hocalığı yapmaya kalkma, biz işimizi senden iyi biliriz."
Üzerine vazife olmadığı, gerekmediği hâlde her işe karışmak.
"Sen de her işe burnunu sokmaktan geri durmazsın!"
İyi işe yarar sanılan şeyin ya da kişinin, bozuk, kusurlu, işe yaramaz olduğu anlaşılmak.
Görünüşe karşın işe yaramayan.
İşe yarar gibi görünse de aslında yararsız, bozuk olan.
"Çakar almaz bir tabancayla bizi korkutacağını sanmıştı."
Bir işe girişmek.
Birisinin işine karışmak.
"Üstüne vazife olmayan işe el atma sakın!.."
Her işe uyar, her işe yarar, ince işler için de kaba işler için de kullanılabilir.
Bir işe girmekten kaçınmamak, o işe girişmek.
"Ona bu işi yapmaktan geri durmamasını söyle, sonunda başaracaktır."
Daha önce denediği için o durumla karşılaşmaktan korkmak, o işe girişmekten çekinmek.
"Sebzecilik işinden gözüm yıldı, bir daha bu işe girişeceğimi sanmıyorum."
Yararsız kırık dökük eşya.
Hiçbir işe yaramayan insan topluluğu.
"Bu kuru kalabalığa güvenip de sakın yola çıkma."