Allah ne verdiyse
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Başkaları ne yapıyorsa kendisi de onu yapan.
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Kendini küçük düşürerek yalvarıp yakarmak.
"İnsan ne birisinin ayağına kapanmalı, ne de birisini ayağına kapandırmalı."
İlgililerin ne diyeceklerini anlamak veya insanların telâşlanmalarını sağlamak amacıyla aslı olmayan bir haber yaymak.
"Askerliğin kısalmasıyla ilgili bir...
Masrafla para birbirine denk geldi.
Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi.
"Alışverişten el elde baş başta döndü."
Çevresini ya da kendisinden istenilen yeri dolaşıp ne var ne yok diye bakmak, olup biteni anlamak amacıyla dolaşmak.
"Bir kişi etrafı şöyle bir kolaçan etsin...
Bir söz, bir haber başkasına söylenirken kendisi de şöyle böyle duymak. o"Senin şehre gideceğin kulağıma çalındı, ne diyorsun?"
Kimseye ne faydası ne de zararı dokunan pısırık, çekingen kimseler için kullanılır.
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil.
"Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."
Ne var ne yok hepsini söylemek, arka arkaya sıralamak.
"Ne sözler sayıp döktü ama kimse anlamadı."
Çok büyük işler yaptığını belirtiyor ama bunu doğrulayacak ne kanıt ne de kimse var ortalıkta.