Açlıktan gözleri kararmak
Pek çok acıkmış olmak.
Pek güzel (kokmak)
Pek çok acıkmış olmak.
Pek az bir şey, gereğinden az.
Birbirine çok yakın yerlerde, pek sık olarak.
Pek yavaş olarak ve düzgün olmayarak.
İki kişi birbirine pek yakın durarak gizlice konuşmaya dalmak.
Güzel yiyecek, ama az doyurmuyor.
Beğenilen bir eylem, ama yetmez ki.
Oldukça güzel.
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Beğenilecek bir şey olmamak, öyle pek güzel olmamak.
Birine pek sokulmak.
Birine pek sokulmak.
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Durup dururken uygunsuz, kötü bir davranışta bulunmak.
"Güzel güzel oynarken arkadaşına vurup kaçtı, şeytan dürttü her hâlde."