Ağzı sulanmak
İmrenmek.
Canı çekmek.
"Karpuzları ağzını şapırdatarak yemeye başlayınca benim de ağzım sulandı."
" Şişe çekmek."
İmrenmek.
Canı çekmek.
"Karpuzları ağzını şapırdatarak yemeye başlayınca benim de ağzım sulandı."
Zulmettiği kişinin bedduasını almak.
Birinin bedduasını üstüne çekmek.
"Zalimliğine devam edersen daha çok kişinin ahını alacaksın."
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Bir şeyin (daha çok sözün) önemini belirtmek, üzerine dikkati çekmek, vurgulamak.
"Altını çize çize söylüyorum. Eninde sonunda sen de geleceksin."
Çok eziyet çekmek, sıkıntıya katlanmak, bitkin duruma düşmek.
"Onu buraya getirinceye kadar anam ağladı."
Bir işi yaparken çok sıkıntı çekmek, eziyete katlanmak.
"Şu arabanın taksitlerini ödeyinceye kadar anamdan emdiğim süt burnumdan geldi."
Unutulmaması için önemle işaret edip dikkati çekmek.
Gücü yetmemek, başarı kazanamamak, bir işi başarmakta zorluk çekmek.
"Şu uysal insanlarla baş edemezsen kiminle edeceksin!"
Bir işten dolayı sorumlu duruma düşmek, kaygu çekmek.
"Sana güveniyorum, başımı ağrıtmayacağına eminim, haydi güle güle git."
Bir işi yaparken büyük güçlük çekmek.
Kendi davranışları yüzünden tehlikeyi üstüne çekmek.
"Köylülerle biraz daha uğraşırsak belâyı satın alacağız, haydi gidelim buradan."