Açık kapı bırakmak
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Kendi davranışları yüzünden tehlikeyi üstüne çekmek.
"Köylülerle biraz daha uğraşırsak belâyı satın alacağız, haydi gidelim buradan."
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Zulmettiği kişinin bedduasını almak.
Birinin bedduasını üstüne çekmek.
"Zalimliğine devam edersen daha çok kişinin ahını alacaksın."
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
Daha ucuza satılırsa zarar eder.
Daha aşağı bir durum ve yaşayışı kendine layık görmez.
Bir iş ya da olay önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.
"Ateş bacayı sarmadan çabuk gidelim buradan!"
Sıkıntı, üzüntü ve tedirginlik verici olduğunu sonradan anladığı bir işe kendi isteği ile girmiş bulunmak.
"Nereden girdim bu inşaat işine, durup dururken...
Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.
Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.
Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.
Kötü...
Temiz havalı bir yere çıkarak dolaşmak, dinlenmek, ciğerlere temiz hava çekmek.
Eline bir şey geçmemek, umduğunu bulamamak.
İçine hava girmek.
"Haydi, kıra...
"Sıkıntı üstüne sıkıntı, terslik üstüne terslik, borç üstüne borç, aksilikler birbirini kovalıyor" anlamında kullanılır.
İstediği yardım gelmeyince kendi işini kendi yapmak durumunda kalmak.
"O her zaman kendi göbeğini kendisi kesmiş, kimseden yardım beklememiştir."
Kendi kaptığı bir suçu birine yüklemek.
"Camı kendi kırdı ama suçu arkadaşının üstüne attı."
Bir malın tapusunu kendi üzerine yazdırmak ya da çıkartmak.
Bir çocuğu evlât edinmek, kendi nüfusunu kaydettirmek.
"Evi üstüne geçirmiş dedem, doğru mu?"