Deyimler
İletişim

"Belâyı satın almak" deyiminin anlamı nedir?

Kendi davranışları yüzünden tehlikeyi üstüne çekmek.

"Köylülerle biraz daha uğraşırsak belâyı satın alacağız, haydi gidelim buradan."

Belâyı satın almak deyimine benzer deyimler

Açık kapı bırakmak

Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.

Açık kapı bırakmak

Ah almak

Zulmettiği kişinin bedduasını almak.

Birinin bedduasını üstüne çekmek.

"Zalimliğine devam edersen daha çok kişinin ahını alacaksın."

Ah almak

Altını üstüne getirmek

Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.

"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."

Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...

Altını üstüne getirmek

Aşağı kurtarmaz

Daha ucuza satılırsa zarar eder.

Daha aşağı bir durum ve yaşayışı kendine layık görmez.

Aşağı kurtarmaz

Ateş bacayı sarmak

Bir iş ya da olay önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.

"Ateş bacayı sarmadan çabuk gidelim buradan!"

Ateş bacayı sarmak

Başına belâyı satın almak

Sıkıntı, üzüntü ve tedirginlik verici olduğunu sonradan anladığı bir işe kendi isteği ile girmiş bulunmak.

"Nereden girdim bu inşaat işine, durup dururken...

Başına belâyı satın almak

Beyni bulanmak

Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.

Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.

Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.

Kötü...

Beyni bulanmak

Hava almak

Temiz havalı bir yere çıkarak dolaşmak, dinlenmek, ciğerlere temiz hava çekmek.

Eline bir şey geçmemek, umduğunu bulamamak.

İçine hava girmek.

"Haydi, kıra...

Hava almak

Kambur üstüne kambur (kambur kambur üstüne)

"Sıkıntı üstüne sıkıntı, terslik üstüne terslik, borç üstüne borç, aksilikler birbirini kovalıyor" anlamında kullanılır.

Kambur üstüne kambur (kambur kambur üstüne)

Kendi göbeğini kendi kesmek

İstediği yardım gelmeyince kendi işini kendi yapmak durumunda kalmak.

"O her zaman kendi göbeğini kendisi kesmiş, kimseden yardım beklememiştir."

Kendi göbeğini kendi kesmek

Üstüne atmak

Kendi kaptığı bir suçu birine yüklemek.

"Camı kendi kırdı ama suçu arkadaşının üstüne attı."

Üstüne atmak

Üstüne geçirmek

Bir malın tapusunu kendi üzerine yazdırmak ya da çıkartmak.

Bir çocuğu evlât edinmek, kendi nüfusunu kaydettirmek.

"Evi üstüne geçirmiş dedem, doğru mu?"

Üstüne geçirmek