Acısını çıkarmak
Gördüğü maddi ya da manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak.
Öç almak.
"Başını gözünü yararak yapmak."
Gördüğü maddi ya da manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak.
Öç almak.
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Akıllıca bir iş yapmak, bir önlem almak.
Herhangi bir önlem ve çareyi zamanında düşünmek, vaktinde hatırlamak.
"Sular kesilecekti ama kovaları doldurmayı akıl...
Başkasına danışmadan kendi aklıyla kötü bir iş yapmak.
Hatırlamak.
Kafasında bir düşünce doğmak.
"Aklına düşen her şeyi yapmak zorunda mısın?"
Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
"Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
O eylemi yapmak uygun mu? Yakışık alır mı?
Zevk ve eğlence toplantısı yapmak.
Zarara uğratmak, bir işi kötü biçimde yapmak, iyi yerine kötüyü seçmek.
"Öyle bir taş attı ki az kalsın kuzunun gözünü çıkaracaktı."
İstemeyerek bir işi yapmak durumunda kalmak, yapmamayı edememek, kendini tutamayıp yapmak.
"Ona bir tokat atmaktan kendimi alamadım işte!"
Yakınlarının övünç duymasına neden olacak beğenilir bir iş yapmak.
Yakın çevresinin övünç duymasına neden olacak bir iş yapmak veya başarı...