Deyimler
İletişim

"Alemi var mı?" deyiminin anlamı nedir?

O eylemi yapmak uygun mu? Yakışık alır mı?

Alemi var mı? deyimine benzer deyimler

Aklından zoru olmak

Tutarsız, dengesiz, ölçüsüz, delice davranışlarda bulunmak.

"Bırak o bıçağı, aklından zorun mu var senin?"

Aklından zoru olmak

Ayağını sürümek

Verilen bir görevi ağırdan yapmak.

Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.

Ölmek üzere olmak.

Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...

Ayağını sürümek

Balık kavağa çıkınca

Gerçekleşmesi mümkün olmayacak işleri anlatmak için kullanılır.

"O kız, o çocukla ancak balık kavağa çıkınca evlenir."

Balık kavağa çıkınca

Basıp gitmek

Aklına koyduğu şeyi yapmak amacıyla, o an bulunduğu yerden kimseye danışmadan ayrılmak.

"Öyle her aklına estiğinde basıp gidemezsin buradan."

Basıp gitmek

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Belini kırmak

Birini bir şey yapamaz duruma getirmek.

Bir işin en güç tarafını yapmak.

"Tarlanın ortasından şu tümseği de kaldırdık mı işin belini kırmış sayılırız, artık...

Belini kırmak

Feleğin çemberinden geçmek

Hayatta çok günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış.

"O ihtiyar mı? Feleğin çemberinden geçmiş biridir o."

Feleğin çemberinden geçmek

Kapağı atmak

Sıkıntılı bir yerden kurtulup rahat edeceği bir yere kavuşmak; uygun bir yere yerleşmek, işe girmek.

"Evimize kapağı attık mı tamam, gel keyfim gel o zaman."

Kapağı atmak

Üstüne bir bardak (soğuk) su içmek

O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.

"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"

Üstüne bir bardak (soğuk) su içmek

Üstüne üstüne gitmek

Bir konuda bir kimseye sürekli baskı yapmak.

Güç bir şeyden yılmayıp, sonucu tehlikeli de olsa, çekinmeden o şeyle uğraşmak.

"Biliyorum zor ama üstüne üstüne...

Üstüne üstüne gitmek

Yüz karası

Utanılacak bir durum.

Ailesi, çevresi için utanç verici bir iş yapmak.

"Ailemizin o yüz karasını hiç kimse görmeye gitmeyecek, anladınız mı?"

Yüz karası