Ayağına gitmek
Büyüklük taslamadan alçak gönüllülük edip birinin yanına varmak.
"O baban senin, ayağına gitmelisin."
İstenmediği halde birinin yanına gelip ayrılma bilmemek, ondan isteklerde bulunmak.
Büyüklük taslamadan alçak gönüllülük edip birinin yanına varmak.
"O baban senin, ayağına gitmelisin."
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Hor görülüp aşağılanmak, değer verilmemek.
İnsanların sık gelip geçtiği yerde, kalabalık içinde kalmak.
"Seyyar satıcıların pek çoğu ayak altında kalınacak bir...
Sofrada en önemli yemek.
Birinin ölümüne sebep olmak.
Birinin herhangi bir işte güç durumda kalmasına yol açmak.
"Adamın başını sebepsiz yere yediler, şimdi...
Ölmek üzere bulunmak.
"Yanına vardığımızda hayvan can çekişiyordu."
İnsana yakışmayan; olgunluğa, yaşa uygun düşmeyen yersiz ve kaba davranışlarda bulunmak.
"Bir çiğlik edip de toplantıyı berbat edecek diye ödüm...
Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek.
"O işi bana vermemekle yabancıların ekmeğine yağ sürdün sen."
Bir şeyin lâyıkıyla yapılması için ne gerekiyorsa ondan kaçınmamak.
Birinin çalışmasını gereğince değerlendirmek, hakkı olan şeyi vermek.
"Çalıştırdığın...
Bir araya gelip birkaç söz söylemek.
"Ne zamandır seninle bir araya gelip de iki çift söz edemedik."
İşi yolunda, iyi olmak; hâlinden memnun bulunmak.
"İşi iş herifin, baksana yan gelip yatıyor her gün."
İstediğini elde edinceye kadar birinin yanına çok sık gidip gelmek.
Yakasını bir türlü bırakmamak; istenmediği hâlde, çıkar sağladığı için birinin peşini bırakmamak.
"Kene gibi yapışmıştı adamın yakasına, peşini bir türlü...