Acı çekmek
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Ölmek üzere bulunmak.
"Yanına vardığımızda hayvan can çekişiyordu."
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek.
"Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
İstenmediği halde birinin yanına gelip ayrılma bilmemek, ondan isteklerde bulunmak.
Ölmek.
"Beni korkutamazsın, bir can borcum var, onu da öder kurtulurum."
En etkileyici, en can alıcı yönden saldırmak; bir daha yaşama imkânı kalmayacak şekilde vurmak.
"Onları can evinden vurmalıyız ki bir daha bellerini...
Ölmek.
Ruha güç vermek, yaşar duruma getirmek.
Bir şeyi çok ister olmak.
"Adam bir kurşunda can verdi."
İnsana yakışmayan; olgunluğa, yaşa uygun düşmeyen yersiz ve kaba davranışlarda bulunmak.
"Bir çiğlik edip de toplantıyı berbat edecek diye ödüm...
Hesap defterinde, bir kişiye alış veriş için alacağını borcunu kaydetmek üzere bir yer ayırmak.
Bankada, gereğinde çekilmek üzere yatırılan para için işlem...
Öfkeli, kızgın, üzüntülü ve somurtkan.
"Yanına vardığımızda suratı bir karıştı."
Bir şey olmak üzere bulunmak.
"Hava kararmaya yüz tuttu."