Aklına gelen başına gelmek
Olmasından korktuğu şeyin zarar verici etkisine uğramak.
"Aklıma gelen başıma geldi, evi su bastı."
Baskına uğramak.
Olmasından korktuğu şeyin zarar verici etkisine uğramak.
"Aklıma gelen başıma geldi, evi su bastı."
Birinin yüzünden büyük haksızlığa uğramak, zarar görmek.
"Eğer bu malı satamazsam senin ateşine yanmış olacağım."
Bir yere uğramak, o yer yolu üzerinde bulunmak, yolu düşmek.
"Bu rezillikten sonra onun ayağının buralara düşeceğini sanmam artık."
Ailesi dağılmak ya da büyük bir felakete uğramak.
Kötü bir duruma uğramak.
"Kim demiş başa gelen çekilir diye?"
Çok zayıflamak, kilo kaybına uğramak.
"Zavallı çocuk, bu illete yakalanalı beri bir deri bir kemik kaldı."
Yaptığı yanlış işin zararına uğramak.
Büyük bir acıya uğramak, bir acıdan içi yanıyor gibi olmak.
Paraca sıkıntıya uğramak.
Sıkıntılı, tehlikeli bir durumla karşılaşmak.
"İyice dara düştük, geçinmekte güçlük çekiyoruz."
Yaptığı bir kabahatten ötürü sürekli olarak, bir kimsenin sitem, eleştiri ve sataşmalarına uğramak.
"Ne yapmalıyım da dilinden kurtulmalıyım onun?"
Dara düşmek, felâkete uğramak, umutlarını yitirmek, çok üzülüp acı çekmek.
"Trafik kazasında kocasını ve iki çocuğunu kaybeden kadının dünyası başına...
Çaresiz kalmak, bir şey yapamaz duruma gelmek, başarısızlığa uğramak.
"Tek hayvanın öldüğünü görünce eli böğründe kaldı."