Acısını çekmek
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Yaptığı yanlış işin zararına uğramak.
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
İşin uzmanını, ustasını bulmak.
Gerekli olduğuna inanıldığı için değil, herkes öyle yaptığı için, ya da yapıldı densin diye.
Bir şeyin fiyatını belirtmek, yapılacak işin karşılığını kararlaştırmak.
Bir şeyi karşılıksız bırakmamak.
"Onun bana yaptığı iyiliğin altında kalır mıyım?"
Bir şeyin üstesinden gelmek.
"Bana verdiği işin altında kalmayacağım."
Bir işin ayrıntısına harcanan para aslı için ödenen parayı aşmak.
Bir işin ayrıntısına ödenen paranın aslına ödenen paradan fazla olması, gerçek değerinden...
Bir işin oldukça karışık, dolaşık, içinden çıkılması güç olduğunu anlatmak için kullanılır.
"Durup dururken adama olmadık sözler söylemiş, şimdi ayıkla...
Birini bir şey yapamaz duruma getirmek.
Bir işin en güç tarafını yapmak.
"Tarlanın ortasından şu tümseği de kaldırdık mı işin belini kırmış sayılırız, artık...
Yaptığı bir kabahatten ötürü sürekli olarak, bir kimsenin sitem, eleştiri ve sataşmalarına uğramak.
"Ne yapmalıyım da dilinden kurtulmalıyım onun?"
Bir işin tamamen bozulması, durup ilerleyemez olması.
Hastalık sebebiyle organlarının bir kısmı çalışamaz duruma gelmek, kötürüm olmak.
"Yaptığımız işin felce...
Yaptığı işin cezasını hayatıyla ödemek.
"Yaptığını kanıyla ödettiler zavallıya."
Bir şeyin lezzetini almak.
Yaptığı işten zevk duymaya başlamak.
"O işin tadını aldı bir kez, daha peşini bırakmaz."