Avurt zavurt etmek
Yüksekten atıp tutmak, kuru gürültü yapmak, boş tehditlerde bulunmak, korkutucu, iri sözler söylemek.
"Babaları tutmak."
Yüksekten atıp tutmak, kuru gürültü yapmak, boş tehditlerde bulunmak, korkutucu, iri sözler söylemek.
Kimisine ayrıcalıklı işlem uygulamak kimisini kimisinden ileri üstün tutmak.
Çok fazla öfkelenmek, kızgınlığı her hâliyle belli olmak.
"İş meselesini konuşamadım, çünkü babaları üstündeydi odasına girdiğimde."
Kederlenmek, yas tutmak.
Buyruğa, yönetime karşı gelmek, ayaklanmak.
"Kafa tutmak."
Değer vermek, çok üstün tutmak, çok sevmek.
"Babalarını baş tacı ettiler, toz kondurmuyorlar adama."
Akla uygun gelmek.
Bir kimseyi türlü yollara baş vurarak bir şey yapmaya inandırmak, kandırmak.
Ezberlemek, aklında tutmak.
"Ne kadar okursam okuyayım beynime...
"Ağzına bir zeytin verip ardına bir tulum tutmak."
Umutsuz olarak girişilen bir iş, iyi sonuç vermek; doğruluğuna inanmadan söylediği söz gerçek çıkmak.
"Hayatımızın boş atıp dolu tutmak diye bir ilkesi olamaz."
"Buz tutmak."
Hesap tutmak amacı ile bir yere çizgiler çekmek.
"Ahmet amca, veresiye verdiği mallar için çetele tutmaktan usanmıştı."
Bağırıp çağırmak, öfke ile atıp tutmak.
"Davet edilmediğini öğrenince esip savurmaya başladı."