Avurt zavurt etmek
Yüksekten atıp tutmak, kuru gürültü yapmak, boş tehditlerde bulunmak, korkutucu, iri sözler söylemek.
"Buz tutmak."
Yüksekten atıp tutmak, kuru gürültü yapmak, boş tehditlerde bulunmak, korkutucu, iri sözler söylemek.
Kimisine ayrıcalıklı işlem uygulamak kimisini kimisinden ileri üstün tutmak.
"Babaları tutmak."
Kederlenmek, yas tutmak.
Buyruğa, yönetime karşı gelmek, ayaklanmak.
"Kafa tutmak."
Değer vermek, çok üstün tutmak, çok sevmek.
"Babalarını baş tacı ettiler, toz kondurmuyorlar adama."
Akla uygun gelmek.
Bir kimseyi türlü yollara baş vurarak bir şey yapmaya inandırmak, kandırmak.
Ezberlemek, aklında tutmak.
"Ne kadar okursam okuyayım beynime...
"Ağzına bir zeytin verip ardına bir tulum tutmak."
Umutsuz olarak girişilen bir iş, iyi sonuç vermek; doğruluğuna inanmadan söylediği söz gerçek çıkmak.
"Hayatımızın boş atıp dolu tutmak diye bir ilkesi olamaz."
Çok üşümek, donmak.
Buz gibi soğumak, buz durumuna gelmek.
Endişe, korku ve üzüntü veren bir durum karşısında donakalmak.
"Öldürdüğünü sandığı adamı karşısında...
Çok üşümek vücudu buz gibi olmak.
Üstünde buz meydana gelmek, buzla kaplanmak.
"Göl buz tuttu."