Acı soğuk
Çok üşütücü, eli, yüzü incitici, keskin soğuk.
Yoksulluk, utangaçlık, suçsuzluk gibi nedenlerle insanalr arasında karışmaya yüzü olamamak.
Çok üşütücü, eli, yüzü incitici, keskin soğuk.
Bir kimseye istediği gibi davranma yetkisi tanımak.
Kavga, sarhoşluk, öfke, yorgunluk gibi nedenlerle yüz yara bere içinde olmak yada yüzde yorgunluk izleri görülmek.
Ata hüner göstermek.
Bildiği ve istediği gibi davranmak.
Belli bir alanda üstünlük kurmak.
"Meydan adamlara kaldı, istedikleri gibi at oynatıyorlar."
(Dik şeylerin) dışarıya doğru, (yatay şeylerin de) aşağıya doğru kamburlaşmak.
"Yeni ördüğümüz duvar bel verdi."
Duvar gibi dikey şeylerin ortası...
Çok üzücü bir haberle aşırı sarsıntıya uğrayıp düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.
Umulmadık, beklenmedik bir olay karşısında şaşkınlığa düşmek, düşünce...
Aradığı şeyi söylenen yerde çok kolay bulmak.
"Onca şeyin arasında küçücük düğmeyi eliyle koymuş gibi buluverdi."
Önceden tasarlanan, düşünülen bir iş umulduğu gibi gitmemek, başka bir yönde gelişmek.
"O kadar uğraştık ama evdeki hesap çarşıya uymadı, bu paraya istediğimiz...
Canının istediği gibi hayatını sürdürmek.
"Bana karışmaya hakkınız yok, bırakın beni, artık hayatımı yaşamak istiyorum."
Birisine karışmaya hakkı olmamak, istediği gibi yaşamasına engel olmamak.
"O benim keyfimin kâhyası olamaz, ben dilediğim gibi yaşarım, karışamaz bana!"
İki yer arasında durmadan gidip gelmek.
"Mağaza ile ev arasında tam elli beş yıl mekik dokumuştu rahmetli."
Kimi şeylere hiç sahip olamamak, onlardan uzak bulunmak.
"Çocuklar günlerdir et yüzü görmediler."