Deyimler
İletişim

"Adam içine çıkmamak" deyiminin anlamı nedir?

Yoksulluk, utangaçlık, suçsuzluk gibi nedenlerle insanalr arasında karışmaya yüzü olamamak.

Adam içine çıkmamak deyimine benzer deyimler

Acı soğuk

Çok üşütücü, eli, yüzü incitici, keskin soğuk.

Acı soğuk

Açık bono vermek

Bir kimseye istediği gibi davranma yetkisi tanımak.

Açık bono vermek

Ağız burun birbirine karışmak

Kavga, sarhoşluk, öfke, yorgunluk gibi nedenlerle yüz yara bere içinde olmak yada yüzde yorgunluk izleri görülmek.

Ağız burun birbirine karışmak

At oynatmak

Ata hüner göstermek.

Bildiği ve istediği gibi davranmak.

Belli bir alanda üstünlük kurmak.

"Meydan adamlara kaldı, istedikleri gibi at oynatıyorlar."

At oynatmak

Bel vermek

(Dik şeylerin) dışarıya doğru, (yatay şeylerin de) aşağıya doğru kamburlaşmak.

"Yeni ördüğümüz duvar bel verdi."

Duvar gibi dikey şeylerin ortası...

Bel vermek

Beyninden vurulmuşa dönmek

Çok üzücü bir haberle aşırı sarsıntıya uğrayıp düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.

Umulmadık, beklenmedik bir olay karşısında şaşkınlığa düşmek, düşünce...

Beyninden vurulmuşa dönmek

Eliyle koymuş gibi bulmak

Aradığı şeyi söylenen yerde çok kolay bulmak.

"Onca şeyin arasında küçücük düğmeyi eliyle koymuş gibi buluverdi."

Eliyle koymuş gibi bulmak

Evdeki hesap çarşıya uymamak

Önceden tasarlanan, düşünülen bir iş umulduğu gibi gitmemek, başka bir yönde gelişmek.

"O kadar uğraştık ama evdeki hesap çarşıya uymadı, bu paraya istediğimiz...

Evdeki hesap çarşıya uymamak

Hayatını yaşamak

Canının istediği gibi hayatını sürdürmek.

"Bana karışmaya hakkınız yok, bırakın beni, artık hayatımı yaşamak istiyorum."

Hayatını yaşamak

Keyfinin kâhyası (olmamak)

Birisine karışmaya hakkı olmamak, istediği gibi yaşamasına engel olmamak.

"O benim keyfimin kâhyası olamaz, ben dilediğim gibi yaşarım, karışamaz bana!"

Keyfinin kâhyası (olmamak)

Mekik dokumak

İki yer arasında durmadan gidip gelmek.

"Mağaza ile ev arasında tam elli beş yıl mekik dokumuştu rahmetli."

Mekik dokumak

Yüzü görmemek

Kimi şeylere hiç sahip olamamak, onlardan uzak bulunmak.

"Çocuklar günlerdir et yüzü görmediler."

Yüzü görmemek