Adam içine çıkmamak
Yoksulluk, utangaçlık, suçsuzluk gibi nedenlerle insanalr arasında karışmaya yüzü olamamak.
Kimi şeylere hiç sahip olamamak, onlardan uzak bulunmak.
"Çocuklar günlerdir et yüzü görmediler."
Yoksulluk, utangaçlık, suçsuzluk gibi nedenlerle insanalr arasında karışmaya yüzü olamamak.
Adı hiç söz konusu olmamak, hiç önem verilmemek.
Bir konuyu hiç, ama hiç düşünmemiş olmak.
Ben hiç emek harcamayayım. Her şey hazır olup ayağıma gelsin.
Bir işin hiç emek harcamadan olmasını, kendiliğinden hazır olup ayağına gelmesini bekleyenlerin...
Sarsılmamak, sağlam ve sağlıklı durumunu sürdürmek.
Hiç yenilgi yüzü görmemek.
"Arkası yere gelmemiş bir adam olarak kalmalı o."
Gebe kadın, kimi yemeklerden tiksinmek, kimi şeyleri yemek için aşırı istek duymak.
Kimi zaman umut keserek, kimi zaman umut besleyerek, güç koşullar içinde.
Kimi şeyleri görmemiş, kimi şeyleri duymamış gibi davranmak.
Bir şey yüzünden canı sıkılmış, yüzü asılmış olmak, sinirli davranışlarda bulunmak.
"Biraz hasta oldu diye sağa sola bozuk çalıp duruyor."
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
Huzur, bolluk, hiç rahatlık görmemek; sürekli sıkıntı, darlık içinde bulunmak.
"Şu yaşıma geldim, hiç rahat yüzü görmedim desem yeridir."
Hiç yıkanmamış, çok kirli.
"Günlerce hapiste kaldım, su yüzü görmedim hiç."