Aşağı mahalle sen misin, yukarı mahalle şen misin?
İşe güce bakmaksızın durup dinlemeden (gezip dolaşmak).
Durup dinlemeden (gezip dolaşmak).
İşe güce bakmaksızın durup dinlemeden (gezip dolaşmak).
Bir işin oldukça karışık, dolaşık, içinden çıkılması güç olduğunu anlatmak için kullanılır.
"Durup dururken adama olmadık sözler söylemiş, şimdi ayıkla...
Sıkıntı, üzüntü ve tedirginlik verici olduğunu sonradan anladığı bir işe kendi isteği ile girmiş bulunmak.
"Nereden girdim bu inşaat işine, durup dururken...
Hastanın ya da korunması gereken şeyin yanında durup gözetlemek.
Durup dinlemeden çalışmak.
Sürekli olarak, ara vermeden, arka arkaya.
"Yıllar yılı durup dinlenmeden çalıştım sizin için."
Birden bire, ansızın.
Hiç gereği veya sebebi yokken.
"Durup dururken bir tokat attı arkadaşına."
İşinden çıkarmak veya atmak.
"Adamı durup dururken ekmeğinden ettiler."
Bir işin tamamen bozulması, durup ilerleyemez olması.
Hastalık sebebiyle organlarının bir kısmı çalışamaz duruma gelmek, kötürüm olmak.
"Yaptığımız işin felce...
Sözünü esirgemeyen; doğru bildiğini hatır gönül dinlemeden her yerde, herkesin yüzüne karşı söyleyen.
Paylanmak, azarlanmak, biri kendisine darılmak.
"Durup dururken babamdan söz işittik yine."
Durup dururken uygunsuz, kötü bir davranışta bulunmak.
"Güzel güzel oynarken arkadaşına vurup kaçtı, şeytan dürttü her hâlde."