Al aşağı etmek
Birini bulunduğu yerden, mevkiden indirmek.
"Ya, gördün mü, demek ki el oğlu adamı al aşağı ediyormuş bir çırpıda!"
Kendisini başkalarından aşağı görme duygusu.
Birini bulunduğu yerden, mevkiden indirmek.
"Ya, gördün mü, demek ki el oğlu adamı al aşağı ediyormuş bir çırpıda!"
Gurur ve kibre kapılmayıp kendini olduğundan daha aşağı düzeyde sayma, başkalarından yüksek görmeme durumu.
"İnsanı insan yapan vasıflardan biri de alçak...
Analık duygusu, anne sevecenliği.
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
Daha ucuza satılırsa zarar eder.
Daha aşağı bir durum ve yaşayışı kendine layık görmez.
Çıkar gördüğü işe dört elle sarılır; bir iş görme söz konusu olursa özür diler.
Hangi işe el atsam orada kendisini görürüm. Her işime karışır.
"İki ekmek arasında bir dilim peynir"
Bulunduğu dereceden, mevkiden, önemli görevden daha aşağı bir yere inmek veya alınmak.
"Aklını başına toplamazsan adamı işte böyle attan indirip eşeğe...
Kıyaslanamayacak derecede ondan aşağı olmak.
Değeri kendisinden pek aşağı olmak.
Sürekli kötüleşmek, zarar görmek.
"Baş aşağı giden işlerinin önünü alamadı bir türlü."
Kendisini yöneten ya da denetleyen kimse kalamamak.