Afaroz etmek
Yakını olmaktan çıkarmak, ilgiyi kesip uzaklaştırmak.
Birbiriyle anlaşamayanları uzaklaştırmak, onları anlaşmalarını sağlamak.
Yakını olmaktan çıkarmak, ilgiyi kesip uzaklaştırmak.
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Bir işi sonuca bağlamak için ilgili yerlere giderek görüşme fırsatı aramak, onların yardımını sağlamak.
Bir konuda iki yanı görüştürmek, uzaklaştırmak, bir işin çözümüne yardımcı olmak.
Anlaşamayan iki tarafı uzaklaştırmak için araya girildiğinde, iki yanı da hoşnut edemeyerek güç duruma düşmek.
Çıkar sağlamak.
Herhangi bir işten, yolsuz olarak çıkar sağlamak.
Kolayca çıkar sağlamak.
Başkalarının emeğiyle sürdürülen bir işten çıkar sağlamak.
Yürümekte olan birinin ayakları arasına ayak uzatarak düşmesini sağlamak, onu düşürmek.
Bir yolunu bularak birini bulunduğu işten, mevkiden uzaklaştırmak.
"Adamcağızın hiç suçu yokken ayağını kaydırdılar, şimdi aç susuz dolaşıyor."
Yıkılmamasını, bozulmamasını, sürüp gitmesini sağlamak.