Ağız kalabalığı
Birbiri ardınca söylenen, birbirini tutmayan, konu dışı ve gereksiz sözler.
Birbiri ardından, birbirini izleyerek.
Birbiri ardınca söylenen, birbirini tutmayan, konu dışı ve gereksiz sözler.
Arkasından, onu izleyerek.
Birbirini korumak, kollamak, için birleşmek; dayanışmak, yardımcı olmak.
"Arka arkaya verirsek karşımızda hiçbir güç duramaz."
Uygunsuz iş yapmak; birbirini tamamlayan, birbirine uyan unsurları ters kullanmak; kişilere işlerine yaramayan şeyi, ilgili olmadıkları görevi vermek.
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Evli bulunmak, acı ve tatlı günlerde birbirini desteklemiş olmak.
"Biz kırk yıl bir yastığa baş koyduk, nasıl unuturum onu?"
Birbirini boğmak istercesine kavga etmek.
Görünmek, belirmek.
Gösteriş yapmak.
"Onun gelip gitmesinin ardından olaylar boy gösterdi."
Birbirini çok seven iki kişi, bir arada yalnız olarak.
Birbirini çok seven ve birbirinden ayrılmayan kimseler.
"İşte çifte kumrular geliyorlar."
Birbirini tutmaz, yersiz, anlamsız, işsiz, yersiz yurtsuz, saçma sapan.
"İpi sapı yok bu sözlerin, daha inandırıcı olmalısın."
Bir şey çıkagelmek, art arda gelmek, birbiri ardından görünmek.
"Göçmen kuşlar ufuktan sökün ettiler."