Altmış altıya bağlamak
O an ki durumu temelli olmayan bir çözümle kurtarmak veya bir işi kesin neticeye vardırmış gibi görünmek.
"İnsanları altmış altıya bağlamakta üstüne yoktur...
Görünmek, belirmek.
Gösteriş yapmak.
"Onun gelip gitmesinin ardından olaylar boy gösterdi."
O an ki durumu temelli olmayan bir çözümle kurtarmak veya bir işi kesin neticeye vardırmış gibi görünmek.
"İnsanları altmış altıya bağlamakta üstüne yoktur...
Bir kimsenin bulunmadığı yerde onun hakkında ileri geri konuşmak, dedikodusunu yapmak, çekiştirmek.
"Adamın arkasından söylemeye utanmıyor musun?"
Verilen bir görevi ağırdan yapmak.
Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak.
Ölmek üzere olmak.
Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da...
Bir kimseyi, duyarlılık gösterdiği konuda kızdıracak söz söylemek, öfkelendirecek bir şey yapmak.
"Bir insanı delirtmek mi istiyorsun? Onun bam teline...
Benim durumum da onunkinden aşağı değil ama, onun gibi gösteriş meraklısı değilim.
Boy ve endam, boy ve biçim.
Çalım satmak, gösteriş yapmak.
"Caka satmayı bırak da işine bak."
Kurumundan büyüklenmesinden, yanına yaklaşamaz olmak.
Çok kibirli, kurumlu olmak; büyüklük taslamak, gösteriş yapmak.
"Adamın çalımından geçilmiyor, ona laf...
Gösteriş olsun; amaç iş yapıyor görünmek, iş yapmak değil.
"Güya çalışıyor, dostlar alışverişte görsün!"
Birine bağımlı olmak, birinin tuttuğu yolu izlemek, hemen her şeyde ona uyarak onun istediğini yapmak.
"Başkasının dümen suyundan gidenler kişiliklerini...
Bir araya gelip birkaç söz söylemek.
"Ne zamandır seninle bir araya gelip de iki çift söz edemedik."
Acele etmemek, bir işi yapmak için isteksiz görünmek.
"Söyle onlara, işi ağırdan almasınlar, müşteriler mal bekliyor."