Deyimler
İletişim

"Arka arkaya vermek" deyiminin anlamı nedir?

Birbirini korumak, kollamak, için birleşmek; dayanışmak, yardımcı olmak.

"Arka arkaya verirsek karşımızda hiçbir güç duramaz."

Arka arkaya vermek deyimine benzer deyimler

Allah versin

Dilenciyi savmak için

"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.

İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...

Allah versin

Aslan yürekli

Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan.

Yılmaz, hiçbir şeyden korkmayan, yiğit, kahraman,"Aslan yürekli Mehmetçik düşmanı çil yavrusu gibi dağıttı."

Hiçbir şeyde...

Aslan yürekli

Aslı faslı olmamak

Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.

Aslı faslı olmamak

Başa güreşmek

Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.

En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.

"Takımımız öteden beri başa...

Başa güreşmek

Başını taştan taşa vurmak

Fırsatı kaçırdığı için çok pişman olmak, çaresiz kalarak kahırlanmak.

"Zamanında eve gidip hasta çocuğu doktora götürmediği için başını taştan taşa vuruyordu."

Başını taştan taşa vurmak

Burnundan solumak

İşi başından aşkın olduğu için gözü hiçbir şey görmemek, çok öfkelenmiş olmak.

"Adam burnundan soluyor, sakın üstüne gitme, yoksa konuştuğuna pişman...

Burnundan solumak

Canını vermek

Hiçbir şey esirgememek.

Bir şey uğrunda en değerli varlığını feda etmeye, hatta ölmeye hazır olmak.

Bir şeye aşırı ölçüde düşkün olmak.

"Vatan uğruna kim can...

Canını vermek

Çiğ süt emmiş olmak

Soysuz ve namussuz olmak.

"Bu yürek yakıcı işi yapmak için çiğ süt emmiş olmak gerek."

Çiğ süt emmiş olmak

Durup dinlenmeden

Sürekli olarak, ara vermeden, arka arkaya.

"Yıllar yılı durup dinlenmeden çalıştım sizin için."

Durup dinlenmeden

Ömür çürütmek

Uzun süre bir şey için emek vermiş olmak, ya da boşuna zaman harcamış olmak.

"Bu ev için bir ömür çürüttüm ben."

Ömür çürütmek

Yanıp tutuşmak

Elde etmek için güçlü bir istek duymak, elde edemediği için de büyük üzüntü içinde olmak.

Kuvvetli bir aşkla sevmek.

"Bakan olmak isteğiyle yanıp tutuşuyordu."

Yanıp tutuşmak